#1  
Alt 07-01-2008, 14:44
maQical - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
maQical maQical isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Jun 2008
Mesajlar: 80
Standart Nazi Almanyası ve Uzaylı Müttefikleri Aldebaranlı'lar

Nazi Almanyası ile Uzaylı Müttefikleri Aldebaranlı'lar Diğer Gezegenlerde Üs Kurmuşlar mıydı

60’li ve 70’li yıllarda Ay üzerinde bir UFO hareketliliği gözleniyordu. Bu gözlemlerin bir kısmı teleskopla yapılmıştı, bir kısmı da Ay’a giden astronotlar vasıtası ile… Örneğin Apollo 11’in Ay üzerinden yaptığı canlı TV yayınında modülün hemen sağ kenarında çan şeklinde parlak ir UFO görünüyordu. Gerek bu çan şeklindeki, gerekse disk şeklindeki uçandaireler, III. Reich’ın ürettiği Haunebu II ve Vril-1 uçandairelerine çok benziyordu. 21 Nisan 1945 gecesi büyük bir çana benzeyen uzay gemisi Haunebu III, Mars’a doğru yola çıkmış ve sorunsuz bir şekilde gezegene inmişti. Haunebu III’ün mürettebatı, milyonlarca yıldır orada bulunan, Mars yüzeyinin altındaki tesislere gitmişlerdi. (İddialara göre, mars yüzeyindeki piramitlerin altında tüneller şebekesi bulunuyordu)

1952 yılında çekilen Ay yüzeyinin teleskopik bir fotoğrafında, dış görünümü ile Haunebu III’e benzeyen bir UFO tespit edilmişti. Bu UFO muhtemelen, Mars, Ay ve kutuptaki Neuschwabenland-Alman üssü arasında mekik seferi yapan bir araçtı.

1951 yılında yine teleskopla çekilen başka bir fotoğrafta Dünya ile Ay arasında bir UFO görülüyordu. Bu demektir ki, 1945’de plan aşamasında bulunan “puro” şeklindeki uzay gemileri projesi, yani S.S E-V’in takdığı isimle “Andromeda Geraet”, muhtemelen 1945’den sonra kutuptaki Alman üssü Neuschwabenland’da gerçekleştirerek, “sigara” ve “puro” şeklinde uzay gemileri üretilmişti. Bu uzaygemileri “Ana gemi” olarak bir Haunebu II ve dört Vril-1 uzay gemisi taşıyabiliyordu. Muhtemelen Amerikan Ay kaşiflerinin Ay’da çektikleri fotoğraflarda görülen uzay gemileri Vril-1 UFO’larıydı.

1950’lı yılların başında uzaylılarla temas kurduğunu iddia eden Amerikalı George Adamski’nin teleksopik foto ile 1952’de çektiği fotoğraflarda görülen Satürn’lü!! ve Venüs’lü!!! ana gemiler, gerçekte Reich Almanyası’nın ürettiği “Andromeda Geraet” idi. Ayrıca yine Adamski tarafından 13 Aralık 1952’de Palomar Bahçeleri, California’da 15 cm.lik bir teleskop kullanılarak fotoğrafı çekilen bir UFO, daha doğru ifadeyle “Keşif Gemisi” aslında, SS E-IV’ün geliştirdiği bir Haunebu II idi. Haunebu III uzay gemileri “Elektromanyetik Antigravitasyon tesiri” ile çalışıyordu ki bugüne kadar dünyada hiç kimse bunu çalışır bir biçimde üretememiştir.

Haunebu III’ün Mars yolculuğu ve Haunebu II, Vril-1 ve Andromeda-Geraet ana gemisinin II. Dünya Savaşı’nın bitimine az bir zaman kala Ay’da konuşlandırılmalarının sebebi, Reich-Almanyası’nın yönetiminin umduğu gibi, her iki gezegenin (yani Ay ve Mars’ın) yüzeyinin altında mevcut bulunan sağlam tesisleri yeniden harekete geçirmek ve 68 ışık yılı uzaklıktaki güneş sisteminden, yani Aldebaran’dan gelecek olan dünya-dışı insanların oluşturduğu “Kurtarıcı Uzay Filosu”nun gelişi için üsleri hazır vaziyette tutmaktı.

ABD’nin 70’li yıllarda sürdürdüğü NASA insanlı Apollo programını Ay’a inişten sonra aniden kesmesi ve oraya bir daha hiç astronot göndermemesi, ayrıca Viking Mars projesinin başarısızlığa uğraması, tesadüf değildi!. Sovyetler’in 1989 yılında Mars’a gönderdiği “Phobos-2” adlı uydusu da Mars’ın yörüngesinde iken dünya ile bağlantısı kesilmişti.

Aynı şeklide 24 Ağustos 1993’de Amerikan Mars uydusu “Observer” de Mars üstünde iken dünya ile bütün bağlantıları kesilmişti. Ay ve Mars’ta meskun “Zekalar”, Reich Almanyası uzay gemisi mürettebatı ve Amerikalıların Ay’da ve Mars’ta karşılaştıkları Aldebaranlılar, hem Amerikalıları hem de Sovyetleri bu iki gezegende de istemiyorlardı.

Mars ve Ay’daki birleşik Reich-Almanyası & Aldebaranlılar gücü, ABD ve Sovyetlere, gayet açık ve net olarak buralarda istenmedikleri mesajını vermişlerdi. Daha sonra iki müttefik, insansız Mars denemelerinden sonra, insanlı Apollo uçuşları gibi, Mars’a da insanlı bir keşif gezisi düzenlenmek istemişlerse de Aldebaranlı “Marslılar” ve Reich-Almanları, Amerikan-Viking teşebbüsünü ve Rusların Mars uydusunu tamamen etkisiz durumuna getirmişlerdir.


Kolberg Toplantısı ve Vril-7 Projesi:


1943 Noel’inde Ostseebad Kolberg’in romantik sahil şatosunda, Vril ve Thule örgütünün ileri gelenleri ortak bir toplantı yaptılar. Medyum Maira Orschitsch ve onun tarafından keşfedilen, Vril örgütünün yeni kadın medyumu Sigrun F. De bu toplantıda hazır bulunmuştu. Bu iki kadın medyum toplantıda çok önemli bir rol oynamıştı. Toplantının başında doğal olarak, savaş durumu ve Almanya’nın karşı karşıya bulunduğu tehlikeler, düşmanın muazzam gücü, azalan hammadde stokları v.b konular tartışılmıştı.

Konuşmacılara göre, Almanya, açıkça aynı eski Kartaca gibi, yok edilmek isteniyordu. Müttefiklere karşı son bir fırsat yaratılamazsa, Almanya’nın geleceği umutsuz görünüyordu. Daha sonra UFO’ların savaşa hazır duruma getirmenin güçlüklerden bahsedildi. UFO’lar kendi koruyucu alanlarını yarattıkları için, saldırılardan yara almıyorlardı ama bu koruyucu alan, aynı zamanda, içerden dışarıya herhangi bir silahla atış yapmaya da engel teşkil ediyordu. Bu sebepten UFO’lara konvansiyonel silahlar, yani ne bombalar ne de makinalı tüfek ve/veya toplar, monte edilemiyordu. Bu silahlar aynı zamanda UFO’ların uçuş özelliklerini de olumsuz olarak etkileyebiliyordu.

SS E-IV tarafından geliştirilen “Işın Topları” da etkili olarak kullanılabilecek bir durumda değildi. Bu genel durum değerlendirmesinin içine daha sonra “Aldebaran-Perspektifi” de dahil edildi. Aldebaran-Summi imparatorluğu ile medyumsal olarak güçlü ve somut bağlantılar kurulduğu açıklandı. Vril mensupları “Boyut Kanalında” yolculuk yapabilen bir “Uzay Gemisi” üzerinde çalıştıklarını belirttiler. Bu gemi vasıtası ile 68 ışık yılı uzaklıkta bulunan Aldebaran’a rahat ve hızlı bir şekilde girmek mümkündü. Vril mensupları kendilerinin “Medyumsal transkomünükatif” yolla sağladıkları Alman-Aldebaran ittifakının daha sağlam ve etkili bir şekilde yürümesi gerektiğini söylediler. Bu düşünceler 2 veya 4 Ocak 1944 tarihlerinde Adolf Hitler’e sunuldu. 2 Ocak 1944’de Hitler, Himmler, Künkel (Vril örgütünden) ve Dr. Schumann’ın (Vril örgütünden) katılımı ile şunlar konuşulmuştu:

“Hitler karanlık bir önsezisinden bahsetti. O, Scharnhorst adlı savaş geminsin kaybını “Gölgelerin Laneti” olarak tanımlıyordu. Hitler, Himmler’in ısrarı ile Künkel ve Schumann’ın düşüncelerini öğrenmeye karar verdi. Künkel ve Schumann birkaç kelime ile Aldebaran İmparatorluğu ile yapılan ittifaktan bahsettiler ve Vril örgütünün çalışma toplantılarına ait tutanakları (Yani Aldebaranlılarla kurulan medyumsal temasa dair belgeleri) Hitler’e sundular. Hitler bunları dinlerken, bir yandan da Himmler’e anlamlı bir şekilde bakarak, bütün bunları ciddiye alıp almama konusundaki şüphelerini hissettirmişti. Künkel, “Öbür taraf uçuşu” sayesinde muazzam mesafeleri kat etmenin mümkün olduğunu ifade etmişti. O, Aldebaran hakkında gerekli bütün bilgileri Hitler’e vermişti. (yani Aldebaran’ın dünyaya benzer iki gezegeni olduğu, başka ırklardan olan Regulus ve Capella ile yaptıkları savaşları, teknik üstünlüğe sahip uzay filoları v.s) Künkel’in Führer’e anlattığına göre, Almanya ve Aldebaranlılar arasında “Düşüncesi” bir iletişim kurulmuştu ve bu halen de devam ediyordu. Hitler bunları dinlerken sabrının taştığını hissediyordu ki, tam bu sırada Himmler, Künkel’in açıklamalarını sonuna kadar dinlemesini rica etti.

Schumann, “İnterkozmik Araç” denilen Vril uçandairelerinin plan ve fotoğraflarını Hitler’e gösterdi. Schumann ve Künkel, “Bu taraf-öbür taraf boyutlar kanalı” vasıtası ile Aldebaran’a uçmak ve oradaki yönetimle ittifak yaparak, Aldebaranlı uzay savaş gemilerini bu dünyaya getirmek için hazırladıkları planları da açıkladılar. Bu gemiler “Öbür taraf –bu taraf boyut kanalı” vasıtası ile dünyadaki savaşa sokulabilirse, Almanya’nın zaferi garanti edilebilirdi. Hitler o ana kadar tek bir söz bile söylememişti. Sonunda Himmler’e bütün bunlar için ne düşündüğünü sordu. Himmler, bütün bunların bir fantezi ürünü olmadığını ve araçların Vril örgütü mensuplarınca denemeleri şartı ile, akla uygun bulduğunu açıkladı. Hitler ilk defa olarak, Schumann ve Künkel’e bütün bunların ayrıntılı olarak planlanıp planlanmadığını sordu.

Schumann, ilk uygun Vril aracının böyle bir uçuş denemesi için hazır olduğunu ve bu ay içinde ilk insanlı uçuş denemesini gerçekleştirebileceklerini belirtti. Yapılan hesaplara göre, farklı “Öbür taraf zamanı” pilot ve mürettebat için bir sorun teşkil etmeyecekti. Bu taraf zamanına ölçüldüğünde Aldebaran’a varış 22-23 yıl sürüyordu ama aracın içindeki mürettebat için geçen zaman, boyut değişikliği dolayısı ile, yalnız birkaç gün sürecekti. Bu hesaplamalardaki en ufak bir yanlışlık bile Vril mürettebatının ölümüne sebep olabilirdi. Hitler, Aldebaran savaş gücünün dünyaya yardıma gelmesi en iyi şartlarda 50 sürer dedi. Künkel, bugünkü Vril tekniği şartlarında bu doğrudur, fakat çok yakında daha iyi araçlar üretebileceğiz diyerek cevap verdi.

www.spatyom.com
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09-18-2009, 18:03
maximusteos maximusteos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Sep 2009
Mesajlar: 5
Standart

aldebaran alfabesini ve dili ile ilgili icerikleri nereden edinebilirim??
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-24-2009, 18:42
Marcel Marceau - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Marcel Marceau Marcel Marceau isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Til Rondefolkets Herskab.
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Bulunduğu yer: Scandinavia
Mesajlar: 789
Standart

Keşke bu yazının alıntı olduğunu ve turgut gürsan'ın ''Nazi Almanyasının Gizli Tarihi'' Adlı kitabındna alındığınıda belirtseydiniz...
ayrıca;
dünyadışı bir ırk'ın alfabesini öğrnme şansınız olduğunu pek sanmam sevgili ''maximusteos''
__________________
"Akıllandık artık. Her bakımdan daha alçakgönüllü olduk, insanı artık «tin»den, «Tanrısallık»tan türetmiyoruz. Onu, geri, hayvanların arasındaki yerine koyduk. En güçlü hayvandır o bizim için, çünkü en kurnazıdır: bunun bir sonucudur tinselliği. Öte yandan, burada da dilegelmek isteyen bir kendini-beğenmişlikten koruyor...uz kendimizi: sanki insan, hayvanların gelişmesinin büyük art niyetiymiş gibi."
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-24-2009, 20:38
petcarar petcarar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Pu
 
Üyelik tarihi: Oct 2009
Mesajlar: 163
Standart

nazi almanyasının eğer böyle bir ırkla bağlantısı vardıysa dünya savaşında niye yenildi?
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-25-2009, 13:48
bemol bemol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 86
Standart

Vril-Medyumlarına Gelen Kanal Bilgilerine Göre Sümer-Aldebaran

İmparatorluğu (Summi Dünyası)


Aldebaran, Boğa takım yıldızının en önemli yıldızıdır.(1) Ortaçağ'da Kara Taş Tapınakçıları gizli örgütünün medyumsal ve/veya trans-iletişimi yoluyla elde ettiği bilgiler, 20. yüzyılda Vril örgütünün elindeki bilgilerle tam bir uyum içindeydi. Bu elde edilen bilgilere göre, Aldebaran bilinmeyen sayıda gezegene sahipti. Ama bu gezegenlerden ancak ikisinde yaşam vardı. Aldebaranlılar güneşlerine "SUMİ" ve üzerinde yaşam olan iki gezegene de "Sumi-Er" ve "Sumi-An" diyorlardı. Aldebaran İmparatorluğu "SUMERAN"Lar ve "SUMMİ" olarak da bilinmekteydi. (Dünyaya gelen Aldebaranlılar da kendilerine "Sümerliler" diyorlardı.) Daha evvel de belirttiğim gibi, Sümer kral tabletleri şu kelimelerle başlıyordu; "Kraliyet gücü göklerden geldiği zaman.." Yani göklerden tanrılar değil kraliyet gücü Sümeran Aldebaranlı insanlar gelmişti. Bunun en belirgin izini, eski Mezoptamya kültürlerindeki kanatlı boğa tasvirlerinde görmekteyiz. Bu sembole Sümerlilerde ve onların kültürel mirasçısı olan halklarda sıkça rastlanmaktayız. 13. yüzyıl Alman Isais açıklamalarında bu çok açık olarak belirtilmişti: "Yardım boğanın başından gelecektir." Yani Boğa takım yıldızının ana yıldızı Aldebarandan… İncil'de ise Aldebaran Summi sembolü olan kanatlı boğa kötülüğün sembolü Moloch'a dönüştürülmüştü.[2]

Summi gezegenler sistemi, bizim güneş sistemimize benziyordu. Sumier ve Sumeran adlı gezegenler kendi güneşlerine 2,5 milyar km. ve takriben 80 dünya yılı uzaklıktaydı. Bir "Aldebaran Yılı" takriben "80 Dünya Yılı" ediyordu. Medyumsal bilgilere bakılırsa, Summi-Aldebaran kültürü kesiksiz bir evrim çizgisi takip ettiği için, birkaç milyon yıl yaşında ve bizim dünyamızdan daha eski, hem de çok daha ileri bir seviyede idi.

Şayet dünyamızın teknolojik ilerlemesinin son 70 yıl içine sığdığını düşünürsek, Summi-Aldebaranın biz dünyalılardan milyonlarca yıl ilerde üstün bir medeniyet olduğunu anlarız. Summi Aldebaran sisteminde insanlar uzun süredir ayrı ırklar halinde yaşıyorlardı.

"Işıklı tanrısal insanlar" Sumi-Er gezegeninde yaşıyorlardı ve bu "Alfa-Aldebaranlılar" İmparatorluğun tek egemen gücü idi. Diğer "Aşağı Irklar" Sumi-An gezegeninde yaşıyorlardı ve Sumi-Er'e girmeleri yasaklanmıştı. Gezegenler arası nükleer savaşların sonunda kolonilerde yaşayan bir kısım halk, yüksek radyasyona maruz kaldıkları için mutasyona uğrayarak, "Maymun Adamlar" haline gelmişlerdi. Dünyamızda da tarih öncesi çağlarda yaşadığı iddia edilen maymuna benzer insanlar, böyle bir mutasyon sonucu oluşmuş olabilirler. Günümüzde de Avustralya ve Yeni Gine'deki ilkel bir yaşama sahip zencilerin varlığı, yukarıdaki ihtimali güçlendirmektedir. (Eski doğu yazılarında büyük ve korkunç bir savaş olduğu ve bunun sonunda yaratıklar halinde geldiğinden bahseder. Asurlular, zencilerin böyle bir savaşın sonunda ortaya çıktığına inanırlardı. Bu inanca göre, büyük tufan, nükleer bir savaştan sonra hayatta kalan tanrısal insanlar tarafından hayvanlaşmış insanları yok etmek amacı için, bilinçli olarak yaratılmış bir felaketti. Gılgamış destanında da bir atom bombasının hatıraları korkunç sahnelerle anlatılmaktadır.) Aldebarandaki "aşağı" renkli ırk ile, kolonicilerin birbirileri ile karışmalarının sonucunda, kolonicilerin düşünsel ve manevi kabiliyetleri yok olmaya başlamıştı. Takriben 500 milyon dünya yılı sonra, Summi-Aldebaran'ın güneşi genişlemeye başladı. Summi-Aldebaran güneşi "kızıl bir dev" halini almaya başladığı zamanda, bu güneş sisteminin sadece 2 gezegeninde yaşam vardı. Yani Sumi-Er ve Sumi-An'da.. Kurtulan kolonicilerin torunları, Sumi-An gezegenini Alfa ırkının acil bir göçü için, muhtemel rezerv bir gezegen olarak görüyorlardı.

Aldebaranlılar, yaklaşık 500 milyon yıl önce –yani dünya daha Kambrium devrinde iken- gelmişlerdi. Bu devirde yaşam okyanuslarda ve sularda daha yeni başlamıştı. 500 milyon yıllık fosilleşmiş bir ayakkabı izi ve ayakkabının ezdiği, 400 milyon yıl önce nesli tükenmiş olan bir yengeç türü olan Tribolit. Bu iz yegane örnek değildir, 200 milyon yıllık, 60 milyon yıllık ve Dinozorlar devrine ait insan ayak izlerine rastlanmıştır. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Aldebaranlılar 500 milyon yıl önce ilk defa dünyaya ayak basmışlar ve muhtemelen burada bazı üsler kurmuşlardı. Bu üslerden Thule, Atlantis ve Mu gibi ilk efsanevi dünya medeniyetleri türemiştir. Aradan geçen binlerce senelik zaman dilimi içerisinde, Aldebaranlılar gezegenlerinin genişleyen güneşinin tesirinden korunmanın çaresini buldukları için, dünyada devamlı kalmaları için artık bir sebep kalmamıştı. İlk gelişlerinin üstünden yüz binlerce yıl geçtikten sonra, üslerini ortadan kaldırarak geri döndüler. Bazı Aldebaranlılar ise dünyada kalarak burayı yeni vatanları olarak benimsediler. Dünyada kalan Aldebaranlılar, Mezopotamya'da yüksek bir uygarlık kurdular. Sümer uygarlığı işte bu insanların eseridir! Aldebaranlılar bu uygarlığa, güneşleri olan Summi'den türettikleri "SÜMER" adını verdiler.

Yukarıda verdiğim bilgilerden de anlaşılacağı gibi, Sümerler ve ilk Cermenler, Aldebaranlıların soyundan gelmekteydi. 1970'li yıllarda Özbekistan'ın Fergana şehri yakınındaki "Ohma"da binlerce yıllık kaya resimleri bulundu. Bu resimlerin birinde, uzaylı astronot diyebileceğimiz bir şeklin yanında, Alman Vril-1 uçan dairesine çok benzeyen bir disk bulunuyordu!!!..

Vril uçan daireleri gerçekten de Aldebarandan gelen medyumsal mesajların sonucunda Almanya'da imal edilmiş miydi? Yoksa bu bir "Zaman Uzay Deliğinin" içine düşerek, binlerce yıl önceki geçmişe mecburi bir yolculuk yapan bir Alman uzay gemisi miydi?

Summi İmparatorluğu, yani Sumeran-Aldebaranlılar, "Capella" ve "Regullus" güneş sistemlerindeki imparatorluklarla savaş halindeydiler. Capella, Samanyolu'ndaki "Arabacı" takım yıldızının ana yıldızı, Regulus ise "Aslan" takım yıldızının ana yıldızıdır. Oraya yerleşen "yabancı ırklar"ı belki de Summi-Aldebarandan gelen yıldızlar arası kolonicilerin, mutasyona uğramış, torunları oluşturuyordu. Summi-Aldebaran ve düşmanları Capella/Regulus arasındaki savaş çok uzun bir zaman devam etmiş ve hiçbir taraf şu savaşta teknik üstünlüğe sahip olmalarına karşılık, Capella ve Regulus'un da çok büyük sayıda insan malzemesi vardı. Bizim dünyevi zaman hesaplarımıza göre 20. yüzyılın 40'lı ve 50'lı yıllarında Aldebaranlılar düşmanlarına son ve kesin darbeyi vurarak, arkalarını serbest bir duruma geçirmişlerdi. Şunu da kabul etmek gerekir ki, çok eski zamanlarda dünyamızı yalnız Aldebaran-Sümerliler değil, Capella ve Raguluslular da ziyaret etmişlerdi. Dünyadaki üç ana ırk zenciler hariç bunlara bağlı olarak gelişmiş olabilir.

Sumeran (Aldebaran) İmparatorluğu siyasi olarak "Teokrasi" olarak nitelendiriliyordu. İmparatorluğun başında –aynı zamanda baş rahibe olan- bir imparatoriçe vardı. Böylece imparatoriçe hem siyasi, hem de manevi bir önder oluyordu. (Ortaçağdaki Papalığın gücüne benzer bir güce sahipti.) İmparatoriçenin altında en yüksek yasama organı olan "İmparatorluk Bakanlığı" vardı. Başkan her zaman bir erkek olurdu. Başkan, bütün uzay filosunun ve savaş gücünün de komutanı idi. Başkan ayrıca hem ekonomik alanda, hem de diğer alanlarda alınan kararlardan sorumlu idi. Sonuç olarak Aldebaran imparatorluğunun üçlü bir yönetim tarzı ile yönetildiğini söyleyebiliriz;

1. İmparatoriçe, rahip ve rahibeler,
2. İmparatoriçe ve imparatorluk başkanı, başkan imparatoriçe ile birlikte ekonomik ve askeri yönetimi belirlerdi.
3. Her şeyi kontrol eden Süper Bilgisayar "Malock" ve onun kutsal muhafızları.

1944 yılında Vril örgütü mensubu medyumların aldıkları mesajlara göre (Kanal Bilgileri) Aldebaranlıların gezegenler arası "Uzay-Savaş" gemileri:

Aldebaran Gezegenler arası Uzay Savaş Kruvazörü

• Uzunluğu: 1,5 km.
• Genişliği: 1,0 km.

Taşıdığı Diğer Uzay Araçları:

• 3 adet disk şeklinde gezegenler arası keşif gemisi.
• Çapı: 45 m Yüksekliği: 20
• 1 adet puro şeklinde gezegenler arası yolculuk ve taşıyıcı nakliye uzay gemisi.
• Uzunluğu: 150 m. Genişliği: 50 m.

Aldebaran Gezegenler arası Uzay Savaş Gemisi:

• Uzunluğu: 3,0 km.
• Genişliği: 2,0 km.

Taşıdığı Diğer Uzay Araçları:

• 14 adet puro şeklinde gezegenler arası taşıyıcı uzay gemisi.
• Uzunluğu: 150 m. Genişliği: 50 m.
• 3 adet disk şeklinde uzay keşif gemisi: Bu gemiler daha küçük boyutlarda 42 adet gezegenler arası keşif gemisi ihtiva etmekte idi.

Aldebaran Gezegenler arası Süper Uzay Savaş Gemisi:

• Uzunluğu: 6,0 km.
• Genişliği: 3,0 km.

Taşıdığı Diğer Uzay Araçları:

• 10 adet puro şeklinde gezegenler arası taşıyıcı uzay gemisi.
• Uzunluğu: 450 m. Genişliği: 150 m.
• 81 adet disk şeklinde uzay keşif gemisi: Bu gemiler de daha küçük boyutlarda 810 adet disk şeklinde gezegenler arası uzay keşif gemisini ihtiva ediyordu.

Aldebaran-Summi uzay filosu başkomutanı Amiral Zoder, Nazi Almanyasının emrine 280 savaş gemisini tahsis etmeye hazır olduğunu ve bu gemilerin Srock cephesinde hazır tuttuğunu bildirmişti. Zoder, eğer Almanya yardım talep ederse, gemilerin Mars'taki üslerden dünyaya yolu yola çıkabileceğini bildirmişti. Hesaplanan tarihlere göre, bu gemilerin dünyaya varış tarihleri 1992/93 ve 2004/2005 olacaktı.

Alintidir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-25-2009, 13:48
bemol bemol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 86
Standart

Vril-Medyumlarına Gelen Kanal Bilgilerine Göre Sümer-Aldebaran

İmparatorluğu (Summi Dünyası)


Aldebaran, Boğa takım yıldızının en önemli yıldızıdır.(1) Ortaçağ'da Kara Taş Tapınakçıları gizli örgütünün medyumsal ve/veya trans-iletişimi yoluyla elde ettiği bilgiler, 20. yüzyılda Vril örgütünün elindeki bilgilerle tam bir uyum içindeydi. Bu elde edilen bilgilere göre, Aldebaran bilinmeyen sayıda gezegene sahipti. Ama bu gezegenlerden ancak ikisinde yaşam vardı. Aldebaranlılar güneşlerine "SUMİ" ve üzerinde yaşam olan iki gezegene de "Sumi-Er" ve "Sumi-An" diyorlardı. Aldebaran İmparatorluğu "SUMERAN"Lar ve "SUMMİ" olarak da bilinmekteydi. (Dünyaya gelen Aldebaranlılar da kendilerine "Sümerliler" diyorlardı.) Daha evvel de belirttiğim gibi, Sümer kral tabletleri şu kelimelerle başlıyordu; "Kraliyet gücü göklerden geldiği zaman.." Yani göklerden tanrılar değil kraliyet gücü Sümeran Aldebaranlı insanlar gelmişti. Bunun en belirgin izini, eski Mezoptamya kültürlerindeki kanatlı boğa tasvirlerinde görmekteyiz. Bu sembole Sümerlilerde ve onların kültürel mirasçısı olan halklarda sıkça rastlanmaktayız. 13. yüzyıl Alman Isais açıklamalarında bu çok açık olarak belirtilmişti: "Yardım boğanın başından gelecektir." Yani Boğa takım yıldızının ana yıldızı Aldebarandan… İncil'de ise Aldebaran Summi sembolü olan kanatlı boğa kötülüğün sembolü Moloch'a dönüştürülmüştü.[2]

Summi gezegenler sistemi, bizim güneş sistemimize benziyordu. Sumier ve Sumeran adlı gezegenler kendi güneşlerine 2,5 milyar km. ve takriben 80 dünya yılı uzaklıktaydı. Bir "Aldebaran Yılı" takriben "80 Dünya Yılı" ediyordu. Medyumsal bilgilere bakılırsa, Summi-Aldebaran kültürü kesiksiz bir evrim çizgisi takip ettiği için, birkaç milyon yıl yaşında ve bizim dünyamızdan daha eski, hem de çok daha ileri bir seviyede idi.

Şayet dünyamızın teknolojik ilerlemesinin son 70 yıl içine sığdığını düşünürsek, Summi-Aldebaranın biz dünyalılardan milyonlarca yıl ilerde üstün bir medeniyet olduğunu anlarız. Summi Aldebaran sisteminde insanlar uzun süredir ayrı ırklar halinde yaşıyorlardı.

"Işıklı tanrısal insanlar" Sumi-Er gezegeninde yaşıyorlardı ve bu "Alfa-Aldebaranlılar" İmparatorluğun tek egemen gücü idi. Diğer "Aşağı Irklar" Sumi-An gezegeninde yaşıyorlardı ve Sumi-Er'e girmeleri yasaklanmıştı. Gezegenler arası nükleer savaşların sonunda kolonilerde yaşayan bir kısım halk, yüksek radyasyona maruz kaldıkları için mutasyona uğrayarak, "Maymun Adamlar" haline gelmişlerdi. Dünyamızda da tarih öncesi çağlarda yaşadığı iddia edilen maymuna benzer insanlar, böyle bir mutasyon sonucu oluşmuş olabilirler. Günümüzde de Avustralya ve Yeni Gine'deki ilkel bir yaşama sahip zencilerin varlığı, yukarıdaki ihtimali güçlendirmektedir. (Eski doğu yazılarında büyük ve korkunç bir savaş olduğu ve bunun sonunda yaratıklar halinde geldiğinden bahseder. Asurlular, zencilerin böyle bir savaşın sonunda ortaya çıktığına inanırlardı. Bu inanca göre, büyük tufan, nükleer bir savaştan sonra hayatta kalan tanrısal insanlar tarafından hayvanlaşmış insanları yok etmek amacı için, bilinçli olarak yaratılmış bir felaketti. Gılgamış destanında da bir atom bombasının hatıraları korkunç sahnelerle anlatılmaktadır.) Aldebarandaki "aşağı" renkli ırk ile, kolonicilerin birbirileri ile karışmalarının sonucunda, kolonicilerin düşünsel ve manevi kabiliyetleri yok olmaya başlamıştı. Takriben 500 milyon dünya yılı sonra, Summi-Aldebaran'ın güneşi genişlemeye başladı. Summi-Aldebaran güneşi "kızıl bir dev" halini almaya başladığı zamanda, bu güneş sisteminin sadece 2 gezegeninde yaşam vardı. Yani Sumi-Er ve Sumi-An'da.. Kurtulan kolonicilerin torunları, Sumi-An gezegenini Alfa ırkının acil bir göçü için, muhtemel rezerv bir gezegen olarak görüyorlardı.

Aldebaranlılar, yaklaşık 500 milyon yıl önce –yani dünya daha Kambrium devrinde iken- gelmişlerdi. Bu devirde yaşam okyanuslarda ve sularda daha yeni başlamıştı. 500 milyon yıllık fosilleşmiş bir ayakkabı izi ve ayakkabının ezdiği, 400 milyon yıl önce nesli tükenmiş olan bir yengeç türü olan Tribolit. Bu iz yegane örnek değildir, 200 milyon yıllık, 60 milyon yıllık ve Dinozorlar devrine ait insan ayak izlerine rastlanmıştır. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz: Aldebaranlılar 500 milyon yıl önce ilk defa dünyaya ayak basmışlar ve muhtemelen burada bazı üsler kurmuşlardı. Bu üslerden Thule, Atlantis ve Mu gibi ilk efsanevi dünya medeniyetleri türemiştir. Aradan geçen binlerce senelik zaman dilimi içerisinde, Aldebaranlılar gezegenlerinin genişleyen güneşinin tesirinden korunmanın çaresini buldukları için, dünyada devamlı kalmaları için artık bir sebep kalmamıştı. İlk gelişlerinin üstünden yüz binlerce yıl geçtikten sonra, üslerini ortadan kaldırarak geri döndüler. Bazı Aldebaranlılar ise dünyada kalarak burayı yeni vatanları olarak benimsediler. Dünyada kalan Aldebaranlılar, Mezopotamya'da yüksek bir uygarlık kurdular. Sümer uygarlığı işte bu insanların eseridir! Aldebaranlılar bu uygarlığa, güneşleri olan Summi'den türettikleri "SÜMER" adını verdiler.

Yukarıda verdiğim bilgilerden de anlaşılacağı gibi, Sümerler ve ilk Cermenler, Aldebaranlıların soyundan gelmekteydi. 1970'li yıllarda Özbekistan'ın Fergana şehri yakınındaki "Ohma"da binlerce yıllık kaya resimleri bulundu. Bu resimlerin birinde, uzaylı astronot diyebileceğimiz bir şeklin yanında, Alman Vril-1 uçan dairesine çok benzeyen bir disk bulunuyordu!!!..

Vril uçan daireleri gerçekten de Aldebarandan gelen medyumsal mesajların sonucunda Almanya'da imal edilmiş miydi? Yoksa bu bir "Zaman Uzay Deliğinin" içine düşerek, binlerce yıl önceki geçmişe mecburi bir yolculuk yapan bir Alman uzay gemisi miydi?

Summi İmparatorluğu, yani Sumeran-Aldebaranlılar, "Capella" ve "Regullus" güneş sistemlerindeki imparatorluklarla savaş halindeydiler. Capella, Samanyolu'ndaki "Arabacı" takım yıldızının ana yıldızı, Regulus ise "Aslan" takım yıldızının ana yıldızıdır. Oraya yerleşen "yabancı ırklar"ı belki de Summi-Aldebarandan gelen yıldızlar arası kolonicilerin, mutasyona uğramış, torunları oluşturuyordu. Summi-Aldebaran ve düşmanları Capella/Regulus arasındaki savaş çok uzun bir zaman devam etmiş ve hiçbir taraf şu savaşta teknik üstünlüğe sahip olmalarına karşılık, Capella ve Regulus'un da çok büyük sayıda insan malzemesi vardı. Bizim dünyevi zaman hesaplarımıza göre 20. yüzyılın 40'lı ve 50'lı yıllarında Aldebaranlılar düşmanlarına son ve kesin darbeyi vurarak, arkalarını serbest bir duruma geçirmişlerdi. Şunu da kabul etmek gerekir ki, çok eski zamanlarda dünyamızı yalnız Aldebaran-Sümerliler değil, Capella ve Raguluslular da ziyaret etmişlerdi. Dünyadaki üç ana ırk zenciler hariç bunlara bağlı olarak gelişmiş olabilir.

Sumeran (Aldebaran) İmparatorluğu siyasi olarak "Teokrasi" olarak nitelendiriliyordu. İmparatorluğun başında –aynı zamanda baş rahibe olan- bir imparatoriçe vardı. Böylece imparatoriçe hem siyasi, hem de manevi bir önder oluyordu. (Ortaçağdaki Papalığın gücüne benzer bir güce sahipti.) İmparatoriçenin altında en yüksek yasama organı olan "İmparatorluk Bakanlığı" vardı. Başkan her zaman bir erkek olurdu. Başkan, bütün uzay filosunun ve savaş gücünün de komutanı idi. Başkan ayrıca hem ekonomik alanda, hem de diğer alanlarda alınan kararlardan sorumlu idi. Sonuç olarak Aldebaran imparatorluğunun üçlü bir yönetim tarzı ile yönetildiğini söyleyebiliriz;

1. İmparatoriçe, rahip ve rahibeler,
2. İmparatoriçe ve imparatorluk başkanı, başkan imparatoriçe ile birlikte ekonomik ve askeri yönetimi belirlerdi.
3. Her şeyi kontrol eden Süper Bilgisayar "Malock" ve onun kutsal muhafızları.

1944 yılında Vril örgütü mensubu medyumların aldıkları mesajlara göre (Kanal Bilgileri) Aldebaranlıların gezegenler arası "Uzay-Savaş" gemileri:

Aldebaran Gezegenler arası Uzay Savaş Kruvazörü

• Uzunluğu: 1,5 km.
• Genişliği: 1,0 km.

Taşıdığı Diğer Uzay Araçları:

• 3 adet disk şeklinde gezegenler arası keşif gemisi.
• Çapı: 45 m Yüksekliği: 20
• 1 adet puro şeklinde gezegenler arası yolculuk ve taşıyıcı nakliye uzay gemisi.
• Uzunluğu: 150 m. Genişliği: 50 m.

Aldebaran Gezegenler arası Uzay Savaş Gemisi:

• Uzunluğu: 3,0 km.
• Genişliği: 2,0 km.

Taşıdığı Diğer Uzay Araçları:

• 14 adet puro şeklinde gezegenler arası taşıyıcı uzay gemisi.
• Uzunluğu: 150 m. Genişliği: 50 m.
• 3 adet disk şeklinde uzay keşif gemisi: Bu gemiler daha küçük boyutlarda 42 adet gezegenler arası keşif gemisi ihtiva etmekte idi.

Aldebaran Gezegenler arası Süper Uzay Savaş Gemisi:

• Uzunluğu: 6,0 km.
• Genişliği: 3,0 km.

Taşıdığı Diğer Uzay Araçları:

• 10 adet puro şeklinde gezegenler arası taşıyıcı uzay gemisi.
• Uzunluğu: 450 m. Genişliği: 150 m.
• 81 adet disk şeklinde uzay keşif gemisi: Bu gemiler de daha küçük boyutlarda 810 adet disk şeklinde gezegenler arası uzay keşif gemisini ihtiva ediyordu.

Aldebaran-Summi uzay filosu başkomutanı Amiral Zoder, Nazi Almanyasının emrine 280 savaş gemisini tahsis etmeye hazır olduğunu ve bu gemilerin Srock cephesinde hazır tuttuğunu bildirmişti. Zoder, eğer Almanya yardım talep ederse, gemilerin Mars'taki üslerden dünyaya yolu yola çıkabileceğini bildirmişti. Hesaplanan tarihlere göre, bu gemilerin dünyaya varış tarihleri 1992/93 ve 2004/2005 olacaktı.

Alintidir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-25-2009, 17:43
Marcel Marceau - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Marcel Marceau Marcel Marceau isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Til Rondefolkets Herskab.
 
Üyelik tarihi: Jun 2009
Bulunduğu yer: Scandinavia
Mesajlar: 789
Standart

size alıntı olduğunu belirttiğiniz için teşekkür ederim sevgili ''bemol''.
__________________
"Akıllandık artık. Her bakımdan daha alçakgönüllü olduk, insanı artık «tin»den, «Tanrısallık»tan türetmiyoruz. Onu, geri, hayvanların arasındaki yerine koyduk. En güçlü hayvandır o bizim için, çünkü en kurnazıdır: bunun bir sonucudur tinselliği. Öte yandan, burada da dilegelmek isteyen bir kendini-beğenmişlikten koruyor...uz kendimizi: sanki insan, hayvanların gelişmesinin büyük art niyetiymiş gibi."
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-26-2009, 03:38
bemol bemol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Nov 2009
Mesajlar: 86
Standart

Rica ederim. Harcanan bir emek soz konusu ise, bunu belirtmek gereklidir.

Yoksa, bilgi nasil olsa evrenseldir deyip, insani bir kenara atamayiz. Bilgi evrensellige ulasma surecinde kendiliginden olusmaz cunku..

sevgiyle,
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-23-2009, 20:33
Halil... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Halil... Halil... isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Bulunduğu yer: Aydın/Nazilli
Yaş: 14
Mesajlar: 171
Halil... - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Alıntı:
petcarar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
nazi almanyasının eğer böyle bir ırkla bağlantısı vardıysa dünya savaşında niye yenildi?
Bence planlarını tam olarak uygulayamadılar ve savaş sırasında gereğinden fazla düşman edindiler, Uzay araçlarını savaş sonuna kadar geliştiremediler vs.
Bir de Hitler savaş boyunca Asya' ya ilerlemek istemiştir. Bunun nedenini bulan birisi varsa buraya yazabilir mi?
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-23-2009, 20:36
elasam elasam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Yasaklı
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Bulunduğu yer: konya
Mesajlar: 109
Standart

çok garip bir paylaşım ... eline sağlık.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bir Uzaylı Kaçırdığında Ne Olur? Manson UFO & USO 13 06-04-2010 23:57
Uzaylı Varlık Tipleri Esoteric UFO & USO 10 12-24-2009 17:48
Nazi Ufoları Marcel Marceau UFO & USO 1 08-29-2009 11:17
Uzaylı çiftçinin hikayesi ColdFire UFO & USO 0 06-14-2008 15:37
Nazi Ufoları Ve Teknolojik Sırlar Cmq UFO & USO 0 06-12-2008 14:42


WEZ Format +3. Şuan Saat: 14:32.


Forum SEO by Zoints
Pilates
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94